Erkeklere Karşı Akıllı Davranmak

Çoğu evlilikte işleri yoluna koyan, karşı tarafı kabullenen, her şeyi güzelleştiren kadındır. Bir kavga çıktığında ortalığı yatıştıran da yine kadındır. Neden? Kadın vaktini evde çocuklarla birlikte geçiriyorsa, olup biten üzerine düşünmek, vesveseye kapılıp kendi kendini yemek için koca bir gün vardır önünde. “O böyle dediğinde keşke ben de şöyle söyleseydim.” veya “Alıp başımı gitmeliyim bu evden.” “Artık dayanamıyorum.” Bu düşünceler bütün gününü mahveder kadının.

Peki ya kavgadaki diğer taraf? Kadının bu münakaşayı yaşamış olduğu kişi? E o işe gitmiştir, orada işiyle gücüyle uğraşmaktadır. Bu konu üzerine düşünmüşse bile yoğun bir iş günü sırasında şöyle bir aklından geçirmiştir ancak. İkiniz kavga ettiniz, sonra o evden çıkıp gitti ve iş yerinde harika bir gün geçirdi. Akşam bir de kapıdan giriyor ki işte yine o eski adam, sanki hiçbir şey olmamış mübarek. Böylece kadın, sırf evde huzur bozulmasın diye konuyu tekrar gündeme getirmekten kaçınıyor. Ama içeride öfke yığılıp birikmekte. Kadın boşanmaktan söz etme noktasına geldiğinde uysallığından kurtulup birdenbire canlanır ve erkek şöyle düşünür: “Kim bu kızgın insan? Nereden çıktı bütün bunlar?”

Kendi ihtiyaçlarını inkâr ederek, ailesi uğruna kendi arzularını içine gömerek, erkeğinin gerçekleri uğruna kendi hayallerini inkâr ederek geçirdiği onca yıldan çıktı, oğlum. Avukatlık yaptığım yıllarda bir dönem aile davalarına girmiştim boşanma, evlilik öncesi anlaşma, ayrı yaşama, velayet, bu konudaki her türlü dava işte. Müvekkillerimin hepsinin ağzından aynı nakarat dökülürdü: “O hergelenin canına okuyacağım. Her şeyini alacağım! Onun acı çekmesini istiyorum. Ona şunu yapacağım, sonra da bunu yapacağım. Bana çektirdiklerinin bedelini ödeteceğim. Onu mahvedeceğim!” Mesaj değişmiyordu: “O sefil hayatının sonuna kadar bunun bedelini ödeyeceksin. Sen mutlu musun, hayatından memnun musun, hatta geçimini sağlayabilecek misin, umurumda bile değil. Umurumda olan tek şey, üç çocuğumuz da on sekiz yaşma gelene kadar onlara bakman. İstersen ağaç kovuğunda yaşa. Umurumda değil.”

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir