Eşinize Ne Kadar Uyum Sağlıyorsunuz?

Ali kayak yapmayı çok severdi ve çok da başarılıydı bu sporda. Suratınıza tipi çarparken, buz tutmuş bir yamaçtan aşağı kaymanın ne büyük bir zevk olduğunu anlata anlata bitiremezdi; ben de kuşkuyla dinlerdim onu. Açıkçası o kadar da cazip gelmiyordu. Ama bana inanılmayacak kadar cazip gelen bu adamın ilgi alanlarını paylaşma adına onun en sevdiği sporu denemeye karar verdim. Anorak, kayak pantolonu, çizme ve eldivenden oluşan kayak giysilerinden aldım ve bir hafta sonu dağların yolunu tuttuk.

Daha o sallantılı teleferiğe binip dağa çıkmaya başladığımızda korkudan ödüm kopmuştu bile. Teleferik yükseldikçe yükseliyor, ben can korkusuyla kendimi kastıkça kasıyordum. Zirveye vardığımızda aşağı atlamamı söylediler, ama ben “Bu aletten inmem.” diye tutturdum. Bunun üzerine ittiler beni.

Soğuktan ve dehşet duygusundan donakalmış, kıpırdayamaz bir halde dikiliyordum dağın zirvesinde. Ali ise o sırada mutlu bir enik gibi karların üstünde hoplayıp zıplıyordu. Aşağı baktığımda, bizi getiren teleferiği geri çağırma imkânımızın olmadığını hatırladım; yani buradan kurtulmamın tek yolu, kayakla aşağı inmekti. Böylece yavaş, ama gerçekten çok yavaş inmeye başladık aşağı. Kuru giysiler giyip sıcak bir şeyler içmek için aşağıdaki kulübeye girdiğimizde Ali’yle biraz konuşmaya karar verdim. Sırf o seviyor diye onunla birlikte kayağa gelme sözü vermiştim, ama bunu bir kez deneyince hakikati kabul etmekten başka çarem kalmamıştı işte. Artık inkâra yer yoktu.

“Ali,” dedim, “yatakta bir kaplana, karda bir kayak şampiyonuna sahip olabilirsin, ama bu kadınla ikisine birden sahip olamayacaksın.”

Ağzı açık bakakaldı bana. Devam ettim, “Yalnız benden söylemesi, bir tek kış aylarında kayabilirsin.”
Bir daha asla dağa adım atmadım.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir