AYIN ÜNLÜSÜ: ZEYNEP ÜNER

İtiraf ediyorum, Atatürk’ün, sağlam kafa sağlam vücutta bulunur sözünü ben yeni yeni anlıyorum! Anladıkça da hareketin gücüne daha çok inanıyorum. Son yıllarda ilham aldığım isimlerin çoğu, bedeninin sınırlarını zorlayanlar oluyor. Bu ay Manş denizini geçmeye hazırlanan dört kadının hikayesi, işte bu yüzden ilham panomun en tepesine yerleşiyor.

“Bir dağcı için Everest’e tırmanmak neyse, bir yüzücü için de Manş’ı geçmek o” diyor, başlangıcını hatırlamadığım kadar uzun süredir arkadaşım olan Sinem. Yüzmeyle ilkokul yıllarından beri lisanslı sporcu olarak haşır neşir, ancak açık su (open water) yüzücülüğü 2008’de İstanbul Boğazını geçişiyle başladı. O yarışı birinci bitirdiğinde söylediğini hâlâ çok net hatırlıyorum: “Aslında hedefim sadece yarışı tamamlayabilmekti, demek ki kendime daha büyük hedefler koymam lazım.”

Aradan geçen yedi yılda Galatasaray Master Yüzme takımına girdi, havuzda ve açık su yarışlarında pek çok derece aldı. Ve sonunda sıra büyük hedefe, Manş Denizi geçişine geldi.

Beni bu maceranın tanığı yapan kişi Sinem ama aslında o da esas hikayenin dört kahramanından biri. Kendilerine 4forBlue adını veren ekip, Seda Kansuk, Sadiye Kuş, Sinem Tüzer ve ABD’de olduğu için bu fotoğrafta yer alamayan Günışığı Ceren Cansızoğlu’ndan oluşuyor.

Her şey geçen sene başlıyor: Projenin fikir annesi Seda Kansuk, İzmir’den, 2014 Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı için geldiği İstanbul’da, yüzücüleri Kuruçeşme’den Kanlıca’ya taşıyan şehir hatları vapurunda yüzlerce kişinin arasından Sadiye Kuş’un yanına oturuyor. Seda’mn bir hayali var, Manş Denizini yüzerek geçmek istiyor. Bu kısa yolculuk esnasında, daha Kanlıca’dan suya atlamadan hayalini Sadiye ile paylaşıyor. Sadiye aynı akşam, oğlunun sınıf arkadaşının annesi Sinem Tüzer’i arıyor, o gün vapurda tanıştığı Seda’dan bahsediyor ve soruyor: Manş’ı geçmeye ne dersin? Son olarak fikri ortaya atan Seda, İzmir yüzme camiasından tanıdığı triathlon sporcusu Günışığı’nı da gruba dahil ediyor ve 4forBlue kuruluyor. Sonrası uzun antrenmanlar, sponsor arayışları (grubun Manş geçişini Teknosa destekliyor), yüzme dışındaki bin bir iş ve sorumluluk için takvimlerin düzenlenmesi, seyahatler…

Seda, Sadiye ve Sinem, 40lı yaşlarının ilk yarısında, ikişer çocuk sahibi kadınlar. Seda, iki çocuğu, kocası, kedi ve köpekleriyle birlikte yaşadığı İzmir’de eczacılık yapıyor. Sadiye, dermatoloji alanında uzmanlaşmış bir doktor. Ergen iki çocuğu ve kocasıyla İstanbul’da yaşıyor. Sinem’in de 14 yaşında bir oğlu 12 yaşında bir kızı var; insan kaynakları alanında yönetici. 30 yaşındaki Günışığı, adı gibi ekibin gençlik enerjisi, ABD’de öğrenimine ve antrenmanlarına devam ediyor.

Seda, bu geçişte soğuk denizde üşümemek için tamamı yağdan sekiz kilo aldı. Sadiye haftanın altı günü çalışıp, pazar da dahil beş gün antrenman yaptı. Sinem dost sofralarında yiyip içip muhabbet etmek yerine erkenden yattı. Günışığı ailecek yaptıkları pazar kahvaltılarında hep “namevcut” yazıldı. Yine de şikayetleri yok; kısa sürede derinleşen güçlü bir dostluğun ve birlikte aynı hedefe koşmanın keyfine varıyorlar. Çocukları için harika bir rol model olmanın gururunu yaşıyorlar.

Britanya’yı Fransa’dan ayıran ve Atlas Okyanusu ile Buz Denizini birleştiren Manş Denizi, yaz ayları boyunca tüm dünyadan binlerce yüzücünün geçişine sahne olacak. Ortalama derinliğin 120 metre, sıcaklığın 17 derece olduğu denizde, kanalın en dar kısmı olan Dover Boğazındaki 33 kilometrelik mesafeyi yüzenler arasında Seda, Sadiye, Sinem ve Günışığı da var. Gel git akıntıları, yoğun deniz trafiği, deniz yüzeyindeki atıklar, denizanaları ve gece yüzüşleri nedeniyle 60 kilometreye kadar çıkan parkurda 8-14 Temmuz’da kulaç atacak bu dört kadın, muhtemeldir ki 1979’da Manş’ı solo geçen Nesrin Olgun Aslan’dan sonra, bu gururu yaşayan ve yaşatan ilk Türk kadın takımı olacak. Onlardan ilham almayayım da kimden alayım! O ZEYNEP GÜVEN

Konu: Ece Üner Habertürk Enine Boyuna 02 04 2012Zeynep Solman Ve Guezel Bacaklar Guelmez Evrim Akn

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir